Ben küçükken hiç çorba sevmezdim,
Annem zorla yedirmeye çalışırdı,
Şımarık şımarık püskürtürdüm,
Zaten ağzımı bir kapattım mı,
Kerpetenle bile açmak mümkün değildi..
Sonra büyüdüm,
Ağzımın tadı da, alışkanlıklarım da değişti..
Çorbayı, hele de soğuk kış günlerinde sıcak çorbayı sevmeye başladım zamanla..
Hatta eskiden ağzıma koymadığım bir çok yemeği yemeye başladım..
Çorbayı sevdikçe,
Tariflerime ve mutfağıma da ekledim bir çok çeşidini..
Bizim şirkette de çorbaları güzel yaparlar,
Bir tanesi hariç,
Yayla çorbası..
Ben yayla çorbasını bol yoğurtlu ve ekşili severim..
Geçen gün yemeğe çıktığımda menüde yayla çorbasını görünce
"Ama ben kendi yaptığım yayla çorbasından istiyorum!" diye söylenmelerimin üzerine,
Arkadaşlarımdan biri,
"Bana da verir misin şu çok övdüğün tarifi,
Benim kız çorbayı çok seviyor, bakalım övdüğün kadar var mıymış" deyince
Tarifi hem onunla paylaştım,
Hem de bugün eve gelir gelmez kendime o pişirdim..
İşte tarifi;
2 lt. ayran
3 kaşık yoğurt
1 kaşık un
1 yumurta
1 çay bardağı pirinç
2 yemek kaşığı tereyağı
Kırmızı biber, nane ve tuz
Un, yoğurt, yumurta ve pirinç bir tencerede karıştırılır, orta ateşe konulup devamlı karıştırılırken ayran da üzerine eklenir..
Kaynayıncaya kadar hep aynı yönde tahta kaşıkla karıştırılır..
Kaynadıktan sonra küçük ateşe alınır ve pirinçler uzayıncaya kadar pişirmeye devam edilir..
Farklı bir tavada tereyağı içinde kırmızı biber ve nane yakılır ve çorbaya karıştırılır..
En son tuz eklenir ve sıcak sıcaaak sevgiyle servis edilir..
Resimde gördüğünüz İzmir'e özel kimi yerde eroin, kimi yerde atom, kimi yerde de terleten olarak anılan rakı dostu mezenin tarifini de daha sonra bir rakı masası muhabbetinde veririm:)
Hayatınızdan vanilya kokusu eksik olmasın :)
Sevgiler,
mutlucuk perisi
mutlucuk perisi

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder