yemek yapmak meditasyon kaynağı benim için,
yemek sanatı ise en büyük hobim.
bayılırım süslü süslü sunumlara,
farklı leziz lezzetlere.
hele ki karbonhidrata,
genlerinde kayseri olan biri olarak mantılara böreklere hayır diyebilen biri değilim-DİM.
bu yemek aşkım yüzünden;
nice çok kravatlı, bol yüksek ökçeli sofralarda baygınlıklar mı geçirmedim
insülin dirençlerine mi gelmedim,
kutu kutu ilaçlar kullanmak zorunda mı kalmadım,
hiç sormayın.
sonra baktım an be an vücuduma zarar veriyorum,
açtım google amcayı bir güzel gooogleadım.
neymiş bakalım bu hain insülin direnci, sonra neler olurmuş okudum.
okudukça rahatladım, aslında dikkat edersem dünyanın en sağlıklı yaşamı benim olurmuş, anladım.
okumak yetmez tabi bir de günlük yaşama uyarlamak var.
evdeki tüm pirinçleri, beyaz unu, makarnaları, şekerleri topladım
hoooop anneye gönderdim,
gittim onların yerini bulgurla, kinooyla, tam buğday makarnayla doldurdum.
karbonhidratı tamamen çıkarmadım hayatımdan ama sağlıklı karbonhidratlarla sınırladım.
köfte makarna menüsü köfte salata olarak değişti mesela,
hiç mi makarna yemedim?
hayır, iki haftada bir, o da tam buğdayından,
hatta annem üşenmedi, tam buğdaydan ev makarnası bile yaptırdı bana..
mantı mı çekti canım,
hooop ipek hanımın çiftliğinden tam buğdaylı mantımı da yiyorum.
çorbalarımın içeriklerini değiştirdim,
unla yaptığı çorbaları mümkünse az patates
o da olmuyorsa tam buğday ya da çavdar unuyla yaptım,
rengi değişti elbet biraz ama farklı bir tatla gayet de güzel oldu
pirinci tamamen çıkardım hayatımdan,
o ne hain bişi o öyle,
hemen yerine bulgur koydum,
yaprak sarması, ıspanak-semiz yemekleri,
pirinç giren bir çok yemeği bulgurla yapıyorum artık,
yayla çorbasını ise tam buğdaydan mini hamur parçaları ile..
gece yarısı yemelerini kestim,
çok mu acıktım,
bir bardak tarçınlı süt içiyorum.
tadını beğenmediğim bitki çayları da
aslında çok da lezizmiş..
ara öğün yapmaya alıştım,
ne o öyle aç kal, aç kal, aç kal,
sonra bir anda hombili gırtlak
sonra ayıl bayıl
hiç hoş değil,
ofiste probiyotik yoğurdum, çiğ kuruyemişlerim her zaman hazır.
bir minik kutu da çantamda,
ne olur ne olmaz değil mi?
benim için çok çok çok zorken
her sabah 5 dk. daha lütfen diye ağlanırken
sabah 06:00'da kalkıp yürüyüşe bile başladım,
neden akşam sporu değilde sabahın köründe kalkıp spor yapıyorum,
bir başka yazımda anlatayım.
aslında daha bu sabah kalkıp yürüme işini
tamamen düzene oturtamadım
ama işte bikini programı sayesinde
o da olacak eminim.
ne yapamadın? diye sorsanız,
hele ki şu güzel yaz mevsiminde
bir büyüğe sormayı bırakamadım
iş çıkışı haydi %100 gold diyen arkadaşlara hayır demeyi öğrenemedim
ve hatta arkadaşlarımı hiç yok yere suçlamayım
eve gidip Bal hadi kızım %100 gold vakti demeyi bırakamadım
ama önümüz kış elbet,
inanıyorum bu kış benim için bambaşka bir yaza gebe olacak.
insülin direnci, şeker hastalığı diyorsun
e bu yazıda tatlının şekerin adı geçmiyor derseniz
ben hiç tatlı ve şeker düşkünü olmadım,
zaten karbonhidrat vücutta şekere döndüğü için de bir hayli alıyormuşum,
arada bir bravo pastanesinden luv kaçamağı yapıyorum tabi ki ama
benim için hiç bir tatlı bir gül böreğinin yerini tutamaz..
annaneye gidince tam buğdaymış, bulgurmuş
yalan olmuyor mu?
oluyor tabi,
benim beyazcık ananem bana 85 yaşında mantılar yapar da
ben yüz mü çeviririm.
hoooop gömerim en güzelinden..
ama sonra bir kaç gün daha bir dikkat etmece.
tüm bu değişikliklerden sonra kilo verdim mi?
amacım kilo vermek olmadığı için, hayır
ama zaten hiç şişman olmadım,
boyum 1,63
bugüne kadar gördüğüm maksimum kilo 58,
güncel kilom 55,
bir kaç ay öncesine kadar oldukça da memnundum kilomdan lakin
şuan hedeflediğim ise 50,
ama temelde yağ yakmak tercih sebebi..
benim insülin direnciyle arkadaşlığım böyle,
neyse ki vücuduma, iç organlarıma çok zarar vermeden tanıştım kendisiyle,
ve hatta sağlıklı bir yaşam tarzı belirlemem konusunda ahbap olduk,
dostum diyemem açıkçası,
kilo almamı çok sağlamadığı ve hatta
kilo vermemi de majör olarak etkilemediği için düşmanım da değil,
ama kaliteli bir yaşlılığa giden yolda bir yol arkadaşı..
iyi birşeymiş gibi anlatmak da istemem,
çok tehlikeli, bir sonraki adımı şeker hastalığı olan bir yoldaş bana,
ama ben artık onunla kavga etmek yerine,
birlikte yol alarak sağlıkla yaşıyorum.
haydi gel gidelim, dirençlere gelesice insülin direncim,
ara öğün zamanı..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder